05 Şubat 2010 Cuma

Elephant


Aslına bakarsanız şu anda anne ve babamla delicesine kavga etmiş inanılmaz sinirli bir insanım ama yazacaklarımın bununla hiç bir alakası yok. Kafam dağılsın diye 2 gündür girmek siteyip giremediğim bir yazı bu; Elephant...

Sanırım son aylar içerisinde, belkide izlediğim filmler içerisinde en başarılı olarak değierlendire bileceğim bir filmi iki gün önce izledim. Elephant isimli bu film bir amerikan yapımı. Aslında çok trajik bir durum, normalde amerikan yapımı filmlere inanılmaz ön yargılı yaklaşırım. yönetmenliğini ve senaryosunu Gus Van Sant' ın yaptığı bu film tek kelimeyle mükemmel. Zaten 2003 yılınca Cannes Film Festivali' nden en iyi yönetmen ve altın palmiyeyi aldığını düşünürsek, güzel olmak zorunda olan bir film.

Film öylesine etkileyici kamera çekimlerine sahip ki yazıya dökmek çok da mümkün değil aslında. Film teker teker her karakterin gözünden bildiğimiz başa sarma yöntemiyle işeniyor. Ama izlediğinizde aslında o yöntemi bilmediğinizi anlıyorsunuz. Filmin nasıl çekildiği üzerine olan düşüncelerin filmi kaçırmananıza sebep olduğu yerler bile oalbiliyor. Tek parçalık bir kayıt olarak bir çocuğun bütün okulu turlamasını seyrettikten sonra, başka bir çocuğun filmin geçtiği okulu baştan sona turlayışını izlemek ve o iki yürüme sahnesi arsında arkada ucan sineğin bile aynı olucak derecede mükkemmel bir çekim yapılabilindiğne inanmak gerçekten zor. Ama Gus Van Sant' bu çekim tekniğini yaratarak neler başarmışı anlamak daha da zor belkide...
Film hakkında spoiler içerebilecek bilgiler vermemeye dikkat ediyorum ancak şunu söylemeliyim; yaratılan bu olağan üstü çekim tekniği ve kusursuz görüntü yönetmenliğine sahip yapım, bir Nuri Bilge Ceylan filmi gibi bireysel bir konu üzerine de kurulu değil.
Gerçekten salt sanatın bireysellik üzerinden işlenebilir olduğunu savunanlar tamamiyle yanılıyormuş da haberim yokmuş!
Sinemaya bakış açımı değiştiren, görüntü yönetmenliği, anlatmak istedikleri, çekim tekniği olarak bu kadar güzel bir film bir kez daha yaratılamaz sanırım.
Hepinize iyi seyirler! Bu kadar ballandırdıktan sonre bu yazıyı okuyanların izleyeceğine inanıyorum :)
(Bu arada filmin temel aldığı konu almanyada bir lisede gerçekten yaşanmış bir olay ancak filmde yansıtılan tarafın gerçekle bir alakası yok. sadece ana temel olay gerçek hayattan alıntıymış, filmde ki karakterlerin gerçek kişilikleriyle bir bağlantı söz konusu değil)

Fragman:


04 Şubat 2010 Perşembe

Bok Gİbi HİS


Öyle garip ki kendimi dolmuş hissediyorum. Sanki şu an tek bir ufak şey daha olsa, kaldıramıycakmışım gibi geliyo... Ve ilk kez böylesine kötü hissettiğim bir anda yalnız kalmışken ağlayamıyorum. uyuyamıyorum da... ne yapıcağımı bilmyiorum. Saat sabahın 7 si neredeyse... msnde kimse yok, sigaram yok, kimseyi arıyamam... kimseye derdimi anlatamıyorum ve biliyorum analtabilseydim de bişey değişmiycekti çünkü kimse yardım edemez. Sanırım bazen obsesif olduğumu daha çok hissediyorum, yada obsesif olduğumu kabulleniyorum.Her ne demeye çalıştıysam... Yine kimse yok, yine bok gibi hissediyorum ve yine konuyla hiç alakalı olmadığın halde aklımda hiç unutamadığım sen varsın, e evet o sensin Aptal Ve Mahmur kişi...

What kind of shit I am?


Ben ne tür bir bokum? Daha ne olduğumu bilmiyorum. Her şey öylesine kötü ki... Bir yanda okul, dersler, YGS, diğer yanda ben, benim ne bok olduğum, ailem, ailemin probemleri. Öylesine sıkılıyorum ki artık birinin buna dur demesi gerekiyo sanki. Hiç bir şey ama hiç bir şey istediğim gibi değil. Acaba sen bu sınavı kazanabilecek misin junior? Acaba ilerde iyi bir baba olabilecek misin junior? Sen gay misin biseksüel mi yoksa heteroseksüel misin Junior? Acaba bunları bir gün ailene de anlatabilecek misin Junior? Daha kaç tane yalnış olduğunu bildiğin ilişki yaşıyacaksın? Kaç kız arkadaşın daha arkandan baka kalacak, yada sen kaç erkekle daha beraber olmaya kalkacaksın? Hayır öyle çok fazla beraber olduğum insanda yok. Ama ilerde bunlardan pişmanlık duyacak mıyım acaba? Herşey bir soru. Ve hepsi var gücüyle üzerime geliyor... 
İlerde Sarper' le Nişantaşı' nın orta yerinde dakikalarca öpüştüğüm için pişmanlık duyacak mıyım? Yada s.(kız) ile ilk kez ben beraber olduğum için ilerde S. kendini incinmiş ve kırılmış hissedecek mi? Kendimden emin olmadan Lagin i , kendinin gay olduğuna inandırdığım için ben pişmanlık duyacak mıyım acaba?
 Ne tür bir bokum ben? Tüm bunların yanında bir yandan da yaşamam gerekiyor ve bu çok da hoş değil. Gerizekalı hocalarıma göre tüm gününü test çözerek geçirmesi gereken gençlerin aslında ne kadar çok problemi var değil mi? APTTALLAR! 
Hadi okusun herkes bu yazdıklarımı ve bana ilerde çok daha büyük sorunların olucak desin. Evet bunu demelerini istiyorum ama şunu unutmayın: BİZ HAYATIMIZDA İLK KEZ BU KADAR CİDDİ SORUNLAR YAŞIYORUZ. biri nolur artık şu gençleri de sikine taksın...

(Not: Pek bir şey belli olmasa da bu benim şimdi çektiğim kendi resmim.)
Aptal youtube şuanda açılmadığı için Yann Tiersen - L' Absente' nin bu spasstik videosunu bulabildim.



02 Şubat 2010 Salı

Aman Aman!


Vay be 20 tane izleyicim olmuş. Bide bana bakın kaç haftadır yazmadım bilmiyorum. Ama sonunda tatildeyim yani anca dershane bize tatil yapacak bir zaman bıraktı. Bende girip bir tatil başlangıcı yapayım dedim. Tatilimin ilk gününde 4 de uyanarak kendimi aşıyorum sanırım. Aman o kadar da olsun ya her sabah en geç 7.30 da uyanıyorum, çılkım çıkıyo bütün gün. Kadıköy ve bizim ev arası 1 saat sürüyor, günde 2 saat yoldayım zaten falan deliricem artık. Birinci dönemin sonu! Yolun yarısı eder :)
Bu arada kendimi rolantiye aldım, kimseyle duygusal beraberlik kurmuyorum, bu şekilde de çok mutlu oluyorum. Gerçekten doğru düzgün biri karşıma çıkarsa bakarız. Tatilimi bol bol piano ve flüt çalarak geçirmek istiyorum. Tabikide buraya bir şeylerlerde yazarız :)

Thom Yorke - Harrowdown Hill

16 Ocak 2010 Cumartesi

Mosquito!!!



Kadıköy de ki minik mosquito cafe' yi bilen var mı? Şu anda oradan giriyorum bu yazıyı. bu gün bir arkadaşım ameliyat oluyor. Az sonra onun yanına hastaneye gideceğim bir kaç arkadaşı bekliyorum böyle kadıköyde oyalanarak. Ama ciddi bir ameliyat değil burun estetik ameliyatı :) Ameliyeata girene kadar pisikolojik destek vermeye gidiyoruz :D Hadi hayılrısı bakalım burnu nasıl olucak ???